|
|
 |
nermin akkan
Yaş:57
|
Bayram hak edenlere olsun,bayramı çalınanların, Rabbim yardımcısı olsun.
"Rasim"imzalı yazı, psikolog arkadaşım tarafından adresime gönderildiğinde N.Ç.davası hakkında beynim,yüreğim,dilim insana ait oluşuna isyan ederken,tüm savunma mekanizmalarımı çökertti.İnandım ve iman ettim ki benim dinim ,din tacirlerinin elinde ve dilinde linç edilirken,dine dogmatik pırangalar diye yaklaşarak insana özel alternatifler sunmaktan bile aciz sözde soyalistlere, gerçek din adamları meydanı boş bırakmış ve islam şeklen insana benzeyenlerin oyun hamuruna benzetilmiştir.. ZİHİNSEL ENGELLİ ÖĞRENCİLERİM "OYUN HAMURUYLA ARABA YAP" deyince bebek yapıyorlar ki en zararsızı bu,piskopatlar,bu hamuru silaha benzetecek,sapıklar vajinaya ya da penise benzetecekler,bağnaz dinciler hamurla oynamak günahtır diye ayak değmeyen bir yere gömecekler,sözde aydınlar,bir karış açılmış nutuk atmaya hazır ağız şekli oluşturacaklar bu hamurdan,,şekilci feministler,"aynı şeyi erkeklere yapmalı"zihniyetiyle diz çökmüş erkek çocuk motifi sergileyecekler.Baro avukatları cübbelerini tesettür! eylemiş hukukçuları demokratik duruşları nedeniyle özgürlük heykeline benzetecekler. Gerçek din adamları,KUR'AN'ın çocuk ve hayvanlara tacizin hiç bir yorum getirmeden EN ŞİDDETLİ CEZAYA ÇARPTIRILMASI GEREKTİĞİNİ söylemeyecekler,kadın dernekleri de Cumartesi annelerine verdikleri desteği bu çocuklar için yürüyerek verelim demiyecekler ne yazık ki. Peki, biz sadece üzülelim mi, yeter mi? HAYIR.En azından bu gönderiyi sitelerde yayınlayalım.Dini yaptırımları sorgulayalım,sosyal demokratların sosyalliklerini tartışmaya açalım,hukuk tanımaz hukukçuları dünyaya şikayet edelim,Kocalarına çocuklarını koruma adına bile "hayır" demeyen annelerin anneliklerini gün yüzüne çıkaralım. Öğretmenler..."BİZ YETİŞTİRDİK BU AŞAĞILIK CANAVARLARI".(Özellikle hayvanları demiyorum.Hayvanlar benden kıyamette hesap sorarlar biliyorum.) Başımızı öne eğerek kendimizi sorgulayalım "biz nerede hata yaptık"*Cevaplarımızı bulduğumuzda lütfen paylaşalım."ÖĞRETMENLER,yeni nesil sizin eseriniz olacaktır"diyen Atatürk, at gözlüklerimizi görmeden, insan gözlüklerimizi takalım ve "din ve ahlak bilgisi"derslerini yeni bir başlık ve içerikle, zorunlu ders olmasa da, biz verelim. Vahşetin göstergesini, Diri diri toprağa gömülen kız çocuklarının hikayesi, Zulmün belgesini, Erkek çocuklarını katleden firavunun hikayesi. Kadının çaresizliğinin simgesini, Gömülen kızına rağmen, Boğazlanan kuzusuna rağmen, Katillerine yatakta hizmet eden annelerde gözlemledik. Kendisine alternatif olacağı korkusuyla firavun, çağlar ötesinden masumdu, Neslin devamı,savunma içgüdüsü derken arap toplumlarını da masum saydık Anneleri "cahiller,zayıflar"diye savunduk. Kısacası mazeretlerimizle avunduk. Ne yazık ki başladığımız yerde bulunduk. Rabbim "oku" emrini ilk ayette verirken sadece arapça okuyup üfleyin diye değil,"benim koyduğum kuralların hepsi, barış içinde,sevgiyle,birbirinize sevinçte, tasada,kıvançta ortak olarak,paylaşarak yaşamanız içindir"diye vermiş.Bunu anlamak için de birazcık zahmet,uygulamak içinde iman gerek.En önemlisi de yürek gerek,yürek. SÖYLER MİSİNİZ,vahşette ilkel tpluluklardan farkımız var mı,milenyum sadece takvimlere yansımamış mı?
• Bu Yoruma Cevap Yaz
|
13 Kasım 2011 Pazar 23:43:56 |
|